Buzdağları

Buzdağı nedir? Ne işe yarar?

Buzdağları… Bu hareket eden devasa buz kütleleri hakkında ‘’Sıradan buz parçaları işte’’ diye düşünebilirsiniz. Fakat hiç de öyle değiller. Çoğumuzun bildiği üzere bir buz dağının su altındaki kısmı yüzeydekinden çok daha büyüktür. İşte daha büyük olan bu kısımları sayesinde bulundukları yere adeta demir atarlar ve o yerin ekosisteminde önemli değişikliklere sebep olurlar.
Çok derin ve büyük okyanusların içinde adeta birer nokta olan buzdağları genelde iyilik habercisi değildirler. Çoğu zaman felaketlere sebep olmalarıyla tanınırlar. 100’lerce insanın hayatını kaybettiği Titanik faciası da bunlardan biridir. Bunun yanı sıra günümüz ekosisteminin en büyük problemi olan küresel ısınmada da buzdağlarının etkisi büyüktür.
Günümüzde hala devam eden çalışmalarla bilim adamları buz dağlarının bilinmeyen yönlerini ortaya çıkarmaya çalışıyorlar. Ancak, şu bir gerçek ki bu buz kütleleri üzerinde bilimsel çalışma yapmak oldukça zor. Hatta bazen onlara ulaşmak bile mümkün olmayabiliyor. Buna rağmen buz dağları hakkında yeni şeyler öğrenmenin ekolojik düzenin korunmasına çok büyük katkı yapacağı aşikar.

Buzdağlarının temel özellikleri

Okyanusta ağır hareketlerle gezinen buz dağları su buzu ya da buz kalıbı değildirler. Dağ buzullarının kırılması sonucu etrafa dağılmış buz kütleleridir. Sabit bir şekilleri yoktur ve kırılmalar sonucu çok değişik şekillere bürünebilirler.
Bir buzdağının tamamen sudan oluştuğu gerçeğini düşünürsek, suyun en az 3,98 santigrat derecede olması gerek ki bu buzdağı erimesin. Tuzlu su ise suya göre daha düşük bir donma noktasına sahiptir. Tuz dışında başka bir maddeyi suyun içine attığımızda da yine daha düşük bir donma noktası elde ederiz. Yani eğer buzdağı sadece sudan oluşmayıp da içinde başka maddeler de olsaydı hemen eriyip yok olurdu.

Bilindiği gibi katı halinin yoğunluğu sıvı halinin yoğunluğundan daha az olan tek molekül su molekülüdür. Bu sayede buz parçaları, su üzerinde durabilme özelliği gösterir. Su donduğunda, moleküller kristal bir şekil alır ve moleküller arası boşluk artmaya başlar. Bu da buz adalarının suda yüzmesine neden olur ve buz adasının kaçta kaçının suyun altında olduğunun tahmin edilmesine yardımcı olur.

Bir dağ buzulu yüzlerce kilometre uzunluğa ve binlerce fit yüksekliğe sahip kar ve buz yığınıdır. Eğer yaz aylarındaki erime kış aylarındaki kar yağışından daha az olursa dağ buzullarının üzerindeki kar ve buz kütlesi artar. Bu ağırlık artışı sonucunda da dağ buzulları çok yavaş da olsa yerin dibine doğru göçmeye başlar. Bunun sonucunda Dağ buzulunun kıyıları daha sıcak olan okyanus suyu ile buluşur ve meydana gelen kırılmalar sonucu önce büyük bir buz kütlesi dağ buzulundan ayrılır. Daha sonrasında ise bu buz kütlesi yine kırılmalar sonucu daha küçük buz parçalarına ayrılır ve okyanusta yüzmeye başlar. Dağ buzulundan ayrılan bu parçalar sayesinde ağırlık biraz azalır ve dengelenmeye başlar.

Buz dağının yaşam döngüsü

Bir buzdağının ömrü, okyanusa düşmeden yaklaşık binlerce yıl önce başlar. Dağ buzullarının üzerinde yıllar yılı katman katman büyüyen buzlar oldukça yoğun olduğundan parçalanması oldukça güçtür. İçlerinde sıkışmış olan küçük hava tanecikleri ise beyaz yerine mavi gözükmelerine sebep olur.
Kırılarak dağ buzullarından ayrıldıktan sonra ortalama 3-6 yıl kadar erimeden durabilirler. Fakat eğer buz dağı sıcak sulara doğru yüzerse bu süre daha da azalabilir. Bunun yanı sıra, azgın dalgalar ve diğer buzdağlarıyla çarpışmalar da buzdağının yaşamanın kısalmasına yol açan diğer etkenlerdir.

Buzdağı istatistikleri

En büyük buzdağının bu kadar büyük olması gerçekten dudak uçuklatıcı… 2000 yılında Antarktika’da bulunan buzdağının büyüklüğü ise bu limitin gerçekliğini ortaya koyar nitelikte. Buzdağı B-15 adı verilen bu buzdağı yaklaşık 500 metre kalınlığındaydı ve kapladığı alan 5 kilometre kareye yakındı. Bu, günümüze kadar bulunmuş en büyük buzdağı olarak kayıtlara geçti. Bu büyüklükteki buzdağları buz adası olarak da adlandırılabilir aslında.
Arktik buzdağları genelde Antarktika’daki buzdağlarından daha küçüktür. Bunun nedeni ise, Antarktika’nın sahip olduğu geniş ve buzul sayısının az olduğu alandır. Bu sayede buz dağı diğer buzdağlarıyla çarpışarak küçülmez ve büyüklüğünü korumuş olur.

En büyük buzdağı bizim için ne ifade ediyor?

En büyük buzdağı olan B-15 bulunduktan sonra, bilim adamları tarafından hareketlerini gözlemek üzere üzerine bir sismograf yerleştirildi. Buzdağı 2005’te dağılarak parçalara ayrıldığında buzdağı üzerinde önemli sismik hareketler gözlendi. Peki bunun nedeni neydi? Dağılmadan 6 gün kadar önce Alaska’da meydana gelen büyük fırtınanın oluşturduğu okyanus dalgaları Antarktika’ya kadar yol kat edip B-15 Buzdağının yerle bir olmasına neden olmuştu. Sonuç olarak anlaşıldı ki fırtınaların yarattığı okyanus dalgaları buz dağlarının kırılarak parçalara ayrılmasına yol açabilir.
Toplam altı çeşit buz dağı vardır. Bunlardan en küçük olanına küçük buzul (growler) adı verilir ve boyutu yaklaşık olarak bir araba kadardır. Bunun bir büyük boyu ise ada buzdağı parçası (bergy bit) adası olarak adlandırılır ve küçük bir ev boyutundadır. Bundan sonraki 4 kategori ise öncekilere göre biraz daha klasik olarak sınıflandırılmış. Küçük, orta, büyük ve çok büyük buzdağı… En büyük hacme sahip olan çok büyük buzdağı 80 metre yüksekliğinde ve 250 metre uzunluğundadır.

Buz dağları, büyüklüklerinin yanı sıra şekilleriyle de sınıflandırılır. Dört şekil buzdağı vardır.

1. Sivri Tepeli Buzdağı (Pinnacle iceberg)

2. Havuz Buzdağı (Drydock iceberg)

3. Takoz Buzdağı (Wedge iceberg)

4. Yassı Buzdağı (Tabular iceberg)

Buzdağı ekolojisi

Başlangıçta bir buz dağının buz kütlelerinden oluşmuş suda yüzen sıradan parçacıklar olduğu düşünülür. Fakat gerçekte bu böyle değildir. Buzdağları kendi ekosistemlerini oluştururlar.
En soğuk sularda bile buzdağları sürekli olarak erimeye devam ederler. Bu erime buzdağının etrafını saran okyanus sularında büyük etki yaratır. Buzdağının erimesiyle oluşan bir havuz dolusu su buzdağından yaklaşık 1 deniz mili uzaklığa kadar yayılabilir. Bu su okyanus suyundan daha soğuk olduğu için sıcaklık varyasyonu nedeniyle buz dağının etrafında termal akımlar oluşur.
Buzdağının içinde ve üstünde yaşam vardır. Buzdağının yüzeyinde oluşan küçük boşluklar buz balıklarının yırtıcı hayvanlardan korunmalarını sağlar. Bunun yanı sıra denizanası ve bazı diğer deniz canlıları bazen buz adalarında bir araya gelebilirler. Birçoğu karides ve diğer küçük deniz canlılarıyla beslenmek için buz adalarındadırlar.
Buz dağları bazen okyanuslar ve canlılar için negatif etkilere de sahip olabilir. Örneğin, Antarktika’da devrilen büyük buz kütleleri zaman zaman imparator penguenlerin göç yollarını bloke edebiliyor. Yiyecek bulmak için denize inmek zorunda kalan penguenler yollarını uzatıp daha fazla yürümek zorunda kalırlar. Bunun yanı sıra, okyanusta oluşan akımların sürüklediği buzdağları okyanus dibindeki canlılara zarar verip ölmelerine sebep olabiliyor. Buzdağlarının yıllar boyu devam eden bu hareketleri ise okyanus tabanındaki yaşamı neredeyse sıfıra indiriyor.

Buz dağları temiz su sorununu çözebilir mi?

Buzdağları büyük doğal su kaynakları yaratabilir. Örneğin şu ana kadar bulunmuş en büyük buzdağı olan B-15 eğer eritilseydi 5 yıl boyunca tüm ABD nüfusuna yetebilecek kadar temiz su sağlanabilirdi. Sıcak bir yaz gününde buz gibi bir buzdağı suyu içmek kulağa hoş geliyor doğrusu. Aslında bu fikir düşünülmedi değil. Amerikan ordusu adına araştırmalar yapan RAND adlı kuruluş konu hakkında bir fizibilite raporu hazırlattı. Yapılan çalışma sonucunda bir buzdağının 10% luk bir kısmı 500 milyon insana metre küpü 0,008 dolardan sağlanabileceği tespit edildi.

Bibliography

Grabianovski, E. (n.d.). How Icebergs Work. Retrieved August 15, 2010, from How Stuff Works: http://science.howstuffworks.com/environmental/earth/geophysics/iceberg.htm

Mansur Uyar

Mansur Uyar

04 Ocak 1991 tarihinde dünyaya gelen Mehmet Mansur adlı kişilik, genelde Mansur ismini kullanmaktadır. Tam bir Beşiktaşlı olan Mansur sıklıkla İnönü Stadını ziyaret eder. Aynı zamanda çok iyi bir masa tenisçi olduğu da bilinmektedir. İlkokulu ve ortaokulu Acıbadem İlköğretim Okulunda, liseyi ise Haydarpaşa Lisesi’nde okumuştur. İyi derecede İngilizce bilmekle beraber matematik konusunda da yetenekli olduğu söylenir. Şu an Özyeğin Üniversitesi’nde İşletme bölümünde burslu olarak okuyor kendisi. Aynı zamanda Matematik dersleri veren Mansur, boş zamanlarında film izler, kitap okur ya da internette gezinir. En büyük hayali kendi şirketini kurmaktır ve bunu gerçekleştirmek için çeşitli çalışmalarda bulunmaktadır.

E-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Resim Galerisi