5 Soruda Masa Tenisi

1-)MASA TENİSİ NASIL İCAT EDİLDİ, İLK KİMLER OYNADI?

Masa tenisi, ilk kez 1880’de Hindistan ve Güney Afrika’da bulunan İngiliz askerleri tarafından oynandı. Hindistan’da bir isyanı bastıran askerler bu başarıyı kutlamaktadırlar. Kutlama esnasında mekanda bulunan bir masanın üzerinde içtikleri sigaraların kutularını raket, şampanyaların mantarını ise top olarak kullanarak "wiff waff" adını koydukları bir oyun oynarlar. Daha sonraları, oyunun zorluk seviyesini arttırmak için olsa gerek, kitaplar da file olarak kullanılır ve böylece masa tenisinin ilk adımları atılmış olur. 1900 yılında Amerika'yı ziyaret eden İngiliz James Gibb, dönerken yanında bazı içi boş selüloid toplardan getirdi ve arkadaşlarıyla salon tenisini bu topları kullanarak oynamaya başlar. Gibb, topun rakete ve masaya çarptığı zaman çıkardığı sesi temsil eden "ping pong" ismini kullanmaya başlar. Oyun, 1921 yılından itibaren ise "Masa tenisi" adıyla anılmaya başlar ve bu isimle bugünlere kadar gelir.

2-)NASIL OYNANIR, OYNAMAK İÇİN HANGİ EKİPMANLAR GEREKİR?

Masa tenisi, bir masanın iki tarafındaki sporcuların ellerindeki raketler yardımıyla küçük bir topu masanın ortasında gerilmiş ağ üzerinden karşı tarafa atmaya çalıştıkları spor dalıdır. Göründüğünden çok daha karmaşık olan masa tenisi dünyanın en hızlı oynanan sporlarından biridir. Öyle ki, sadece çevik olmak yetmez; aynı zamanda hızlı düşünüp kısa sürede karar vermek çok önemlidir.

Masa tenisinin en önemli özeliklerinden biri çok fazla ekipman gerektirmemesidir. 1 masa, 1 file, 2 adet raket ve çapı 40 mm olan bir top yeterlidir bu oyunu oynamak için. Tabi oynayacak iki insan da şart. Yukarıdaki malzemeler illa gerekli diye bir şey yok. Masa olarak yemek masasını kullanabilir, raket eksik olduğu zaman ise bir kitapla iare edebilirsiniz. Maksat keyif almak sonuçta.

3-)MASA TENİSİNDE ÇİN EGEMENLİĞİ DAHA NE KADAR SÜRECEK?

Kesin olan bir şey var ki Çin, yıllardır masa tenisinde dünyanın en iyi ülkesi durumunda. Şu anda Çin’de aktif durumda 50 milyon masa tenisçi var; ancak, Çin bununla da yetinmeyip her yıl binlerce yeni oyuncu yetiştiriyor. Doğal olarak bu oyuncuların çoğu kendi ülkelerindeki takımlarda yer bulamıyorlar ve Avrupa ya da diğer dünya ülkelerine giderek oradaki takımlarda oynuyorlar. Başarılı da oluyorlar, hatta birçoğu milli takım düzeyine kadar çıkabiliyor. Aslına bakarsanız Çin’in bu kadar çok oyuncu yetiştirmesi diğer ülkelere daha çok yarıyor. Çünkü Çin’de çok fazla üst düzey oyuncu var ve bu oyuncular dünya standartlarına göre çok düşük maaşla çalışıyorlar. Durum böyle olunca son yıllarda İngiltere, Almanya hatta ve hatta Türkiye’deki kulüpler Çin’den oyuncu getirmeye başladılar. Futboldaki Brezilya akımına benzetebilir bu. Artık birçok milli takımda Çin asıllı oyuncular yer alıyor. Örneğin ülkemizi olimpiyatlarda temsil eden Cem Zeng ve Melek Hu Çin asıllı sporcular. Ayrıca 1. ligde oynayan Çinlilerin sayısı da gitgide artmakta. Görünen o ki Çin’de bu kadar çok ve ucuza sporcu oldukça bu rağbet de sürecek. Ancak bu oyuncular bir gün başka bir milli formayla Çin milli takımını devirirse hiç şaşırmamak gerek. Bir diğer deyişle Çin’in egemenliğini yine Çin’den yetişen oyuncular bitirebilir. Kaçınılmaz son bu olsa gerek.

4-)MASA TENİSİNDE İZLENME ORANLARI NEDEN ÇOK DÜŞÜK?

Çeşitli nedenleri olabilir bunun. Ancak bana kalırsa en önemlisi gerçek bir yıldızın olmaması. Demek istediğim, masa tenisinin Michael Jordan, Maradona, Roger Federer gibi yıldızlara ihtiyacı olduğu. Sadece kupaları kazanan değil, saha dışında da sempatik ve ilham verici olabilen oyuncular masa tenisini daha da popüler bir spor haline getirebilir.

Olayın bir de politik yönü var. Örneğin, Çin hükümeti oyunculara kısa röportajlar vermeleri konusunda baskı yapıyor. Bu da çoğu zaman dünya ve olimpiyat şampiyonu olan Çinli oyuncuların 5-6 saniye süren röportajlar vermesine neden oluyor. Dünya şampiyonları bile bu kadar kısa konuşmalar yapınca basın da bir süre sonra ilgi göstermemeye başlıyor doğal olarak. Bu noktada üst düzey sporcular daha hassas davranmalı diye düşünüyorum.

Öte yandan masa tenisinin çok hızlı bir oyun olması, onu sıkıcı ve izlenmez hale getirebiliyor. Oyunu takip etmekten insanın uykusu geliyor çoğu zaman. Bu duruma çözüm olarak masa tenisi camiasının çeşitli önerileri var. Örneğin, bazı kesimler topun daha ağır olması gerektiğini, böylece oyunun biraz daha yavaşlayabileceğini belirtiyorlar. Diğer bir kesim ise topun üzerine noktalar konularak verilen falsoların seyirciler tarafından da net bir şekilde görülmesinin oyunu daha da izlenir hale getirebileceğini savunuyor. Tabi, bunlar sadece öneriler. Son kararı elbette ITTF (Uluslararası Masa Tenisi Federasyonu) verecektir.

5-)REKORLAR KİTABI

En uzun süren masa tenisi maçı 1978 Ağustos’unda Danny Price ve Randy Nunes arasında oynandı. (132 saat 3 dakika)

En uzun çiftler maçı Lance, Phil ikilisiyle Mark, Warren ikilisi arasında Amerika’da oynandı. (101 saat 1 daika 11 saniye)

60 saniyede topu karşı tarafa geri atma sayısında rekorun sahibi ise Jackie Bellinger ve Lisa Lomas ikilisi. 1993 yılında kırmışlar bu rekoru.

En uzun sayı rekoru 5 saat 2 dakika ile Yeni Zelandalı sporcular John Duffy ve Kevin Shuck’a ait.

87 yaşında resmi maça çıkan Clive Kynaston, en yaşlı oyuncu rekorunu hala elinde bulunduruyor..

FARKLI DİLLERDE MASA TENİSİ

Son olarak masa tenisinin çeşitli dillerdeki söylenişlerini derledim. Belki bazıları ilginizi çeker.

乒乓球 (pīng pānɡ oju)=Çince

Tenis de mesa=Portekizce, İspanyolca, Hintçe

Tennis de table=Fransızca

Tenis stołowy=Polonyaca

تنس الطاولة =Arapça

Tafeltennis=Flemenk dili

Stolni=Hırvatça

Stolní tenis=Çekce

Bordtennis=Dance

Hастольный=Rusça

Bordtennis=İsveçce

卓球 (Takkyu)=Japonca.

Mansur Uyar

Mansur Uyar

04 Ocak 1991 tarihinde dünyaya gelen Mehmet Mansur adlı kişilik, genelde Mansur ismini kullanmaktadır. Tam bir Beşiktaşlı olan Mansur sıklıkla İnönü Stadını ziyaret eder. Aynı zamanda çok iyi bir masa tenisçi olduğu da bilinmektedir. İlkokulu ve ortaokulu Acıbadem İlköğretim Okulunda, liseyi ise Haydarpaşa Lisesi’nde okumuştur. İyi derecede İngilizce bilmekle beraber matematik konusunda da yetenekli olduğu söylenir. Şu an Özyeğin Üniversitesi’nde İşletme bölümünde burslu olarak okuyor kendisi. Aynı zamanda Matematik dersleri veren Mansur, boş zamanlarında film izler, kitap okur ya da internette gezinir. En büyük hayali kendi şirketini kurmaktır ve bunu gerçekleştirmek için çeşitli çalışmalarda bulunmaktadır.

E-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Resim Galerisi